Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
İYİ PARTİ DERVİŞOĞLU İLE DEVAM DEDİ
İYİ PARTİ DERVİŞOĞLU İLE DEVAM DEDİ
İyi Parti 4. Olağan Kurultayı, bugün Büyük Ankara Kongre Merkezi'nde gerçekleştirildi. Dervişoğlu, tek aday olduğu kurultayda yeniden İyi Parti Genel Başkanı seçildi. Kurucu Genel Başkan Meral Akşener, salonda yer almazken, kurultay için iyi dileklerini ilettiği öğrenildi.
18 Ocak 2026, 15:09
 
Müsavat Dervişoğlu, yeniden İyi Parti Genel Başkanı seçildiği 4. Olağan Kurultay'da yaptığı konuşmada, "Millet evladına iş bulamazken, 3-4-5 yerden maaş alanlar, çocuklarını şatafat içinde yaşatan iktidar elitleri, bir daha gelmemek üzere kaybolup gidecek. Annelere, babalara pazarda çürük sebze meyve toplatan, bu utanmazlık, milletimizden ağır bir tokat yiyecek. Tarihi geçmiş ürünler, fırsat reyonlarında indirimle satılıyorsa, bu iktidarın da son kullanma tarihi de çoktan geçmiş demektir. Emin olun defolup gidecek. İhaneti beka, haini barış güvercini diye pazarlayanların oyunu bozulacak. Teröriste 'Sayın' diyenler, 'kurucu önder' diyenler, bir daha milletin yüzüne bakamayacak! Millet hazinesini yağmalayanlar, her şeyini aldıkları millete hiçbir şey vermeyenler için, hesap vakti geldi!" dedi. 
 
Divan Heyeti Başkanlığına seçilen İstanbul Milletvekili Cihan Paçacı, yaptığı konuşmada, "Bugün İyi Parti, itiraz eden bir parti olmanın ötesine geçmiş, yöneten, hazırlıklı, programlı ve yönetmeye talip bir parti haline gelmiştir. Ülkemizin nasıl bir süreçten geçtiği herkesin malumudur. Bugün yürütülmekte olan ihanet sürecine karşı Gazi Meclis’imizde İYİ Parti tek başına direnmektedir. Bu tablo karşısında İyi Parti'nin yükünün ne kadar ağır, sorumluluğunun ne kadar büyük olduğunu görebiliriz” dedi.
 
Divan Heyetinin oluşturulmasının ardından, İyi Parti Kurultay geleneği haline gelen Anıtkabir’e bir heyet gönderilmesi uygulaması için oylama yapıldı. İyi Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Adana Milletvekili Ayyüce Türkeş, İyi Parti Grup Başkanvekili Turhan Çömez ve İyi Parti Genel Başkan Yardımcısı Kevser Ofluoğlu'nun seçilmesiyle oluşan heyet Kurultay sürerken Anıtkabir'i ziyaret etti.
 
Tüzük değişikliği yapıldı
Kurultayda tüzük değişikliği de yapıldı. Tüzük Değişikliği için seçilen heyete başkanlık eden İyi Parti Hukuk ve Seçim İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Afyonkarahisar Milletvekili Hakan Şeref Olgun, “Kurultay gündemimiz dogrultusunda; tüzük değişiklikleriyle birlikte Genel İdare Kurulu ve Merkez Disiplin Kurulu'nun belirlenmesi, partimizin demokratik işleyişi açısından son derece önemli bir adımdır. Bu çalışmalar yalnızca parti içi düzenleme değil; milletimize sunduğumuz siyasi alternatifin güçlendirilmesinin de gereğidir” diye konuştu.
 
GİK üye sayısı 60'a yükseltildi
Dervişoğlu’nun konuşmasının ardından Faaliyet ve Maliye raporları okundu. Ardından İYİ Parti Tüzüğünde 56 maddede değişiklikler yapıldı. Delegelerin ayrı ayrı oyladığı önergeler, oy birliğiyle kabul edildi. Değişiklikle 50 olan GİK üye sayısı, 60'a yükseltildi.
 
Dervişoğlu yeniden genel başkan seçildi
Dervişoğlu, oylamaya katılan 1180 delegenin tamamının oyunu alarak yeniden genel başkan seçildi. Yaklaşık 1 yıl önce DEVA Partisi'nden ayrılan Balıkesir Milletvekili Burak Dalgın, İyi Parti'ye katıldı. Dalgın'ın rozetini, Dervişoğlu taktı. Törenin ardından kısa bir değerlendirmede bulunan Burak Dalgın, Türkiye'nin içinde bulunduğu ekonomik ve demokratik sorunlara dikkat çekti. Dalgın, bu sorunların çözümü için daha güçlü bir siyasi zeminde mücadele etmeye karar verdiğini belirterek İyi Parti saflarındaki yerini aldığını duyurdu.
image
 
Kurultayda konuşan Dervişoğlu, sözlerine Akşener'e teşekkür ederek başladı.
İktidarın dış politikasını eleştiren Dervişoğlu, "Burnumuzun dibinde, tam 11 sene boyunca besleyip büyüttükleri Suriye PKK’sına bakın. 11 sene diyorum. 14 yıllık iç savaşın 11 yılında eğitildiler, donatıldılar, militan kazandılar. İktidar ise kılını kıpırdatmadığı gibi ileride yapılması muhtemel karşı hamlelere de engel olmayı görev bildi. Sonuç: Suriye’de YPG varmış, bunlar da aslında PKK’lıymış. Bak sen. Ne büyük strateji dehalarımız var ya Rabbi!" ifadelerini kullandı. 
 
Dervişoğlu, "200 senelik demokratik mücadelemizden geriye doğru ne kadar mümkünse o kadar adım attılar. Biz cumhuriyetsiz, Cumhuriyet de sahipsiz kaldı." ifadelerini kullanan Dervişoğlu, ekonomik krize ilişkin, "Artık biliyoruz ki; bu sadece bir kriz değil, bilinçli yönetilen bir ekonomi politikasıyla, örgütlü bir yolsuzluk üzerine bina edilmiş, yoksulluk ve yoksunluk rejimidir! Bu bir servet transferi rejimidir. Bu rejim, hep veren ama hiç alamayan yetişmiş insanımıza ve orta direğe darbe üstüne darbe rejimidir" diye konuştu.
 
"Vakit, ulu bir ağaç olma vaktidir"
Dervişoğlu'nun konuşmasından satır başları şöyle:
"İyi Partimizin değerli teşkilat mensupları ve delegeleri, siz; bugün bu salonda fiziken bulunmasalar da milyonlarca yurttaşımızın vekili olarak buradasınız. Şu an oturduğunuz koltuklarda, illerinizin, ilçelerinizin, mahallelerinizin gençleri, yaşlıları, kadınları, erkekleri, işçileri, çiftçileri, esnafları, memurları da var. Sizin şahsınızda; bu ülke için düşünen, üreten, çalışan ve dertlenen aziz milletimize de bu vesile ile sevgi ve saygılarımı sunuyorum.
 
Nasıl ki, tohumu ektiğinizde, bir fidanı diktiğinizde artık, aklınız oradadır! “Rüzgâr eğdi mi?” diye, gelip gidip bakarsınız! “Don vurdu mu?” diye, endişe edip sorarsınız! “Suyu yetti mi?”, “Kökü tuttu mu?” diye düşünürsünüz! Çünkü o tohum, o fidan, hem ekmektir hem de rızıktır. Hem emektir hem de candır. Hem dününüz hem de yarınınızdır.
 
Biliyorsunuz ki, bizim de sizlerle birlikte diktiğimiz bir fidan var! O fidan, yağmurlar, boranlar, fırtınalar görmüş fakat daima kuvvetlenmiş ve canlılığını hiç yitirmemiştir. O fidan, geride bıraktığımız 8 yılda Türk milletinin ve devletinin kayıtsız şartsız sigortası olmuştur. O fidan artık, yarınlarımızın umudu olan ulu bir çınarıdır. O fidan, memleket iyi olsun diye gayret ve cesaret ile dikilen bir iyilik arzusudur. O fidan, bugün çatısı altında gururla bulunduğumuz “biz varız” dememizin vesilesi İyi Parti’dir! Sözün burasında İyi Parti’nin kuruluşuna önderlik eden, başta Kurucu Genel Başkanımız Sayın Meral Akşener olmak üzere emeği geçen tüm dava arkadaşlarımıza huzurunuzda teşekkürü bir borç biliyorum.
 
Yaklaşık iki yıl önce bana tevdi ettiğiniz görevi teslim alırken “Sadece bir makamı değil, bir ülküyü, bir hedefi, yıkılmaz bir kaleyi teslim alıyorum” demiştim. Bugün bu salonda, kale gibi imanımızın kökü ne kadar köklü ve derin Allah’a şükürler olsun ki bir kez daha görüyorum! Artık vakit bu kaleden yurdu kucaklamanın, sathı bütün vatan bilmenin vaktidir. Vakit, son ocağın, son kalenin yükselme vaktidir. O gün diktiğimiz fidanımızı kurutmadık, kök saldı, gözümüz gibi baktık; boy verdi. Artık vakti geldi! Vakit, ulu bir ağaç olma vaktidir. Vakit, İyi'lerin vaktidir! Vakit bu kaleden yurdu kucaklamanın, sathı bütün vatan bilmenin vaktidir. Son ocağın, son kalenin yükselme vaktidir.
 
"Türk milleti için, bu kötü gidişata dur demek için kurulduk"
İyi Parti’mizi adalet ve eşitliğin oluk oluk tükendiği bir eşikte kurmuştuk. Keyfiliğe, şahsiliğe ve otoriterliğe karşı, milli ve cumhuriyetçi bir refleks olarak ortaya çıktık. İyi Parti olarak, Türk milleti tarafından, Türk milleti için bu kötü gidişata dur demek için kurulduk. Gelinen noktada; dünya, bir otoriterlik ve keyfilik açmazının pençesindedir. Bir tarafta Latin Amerika’da, Rusya’da, Uzak Asya’da yaşananlar! Öte tarafta ise 25 yıldır millet ve devlet bağları aşındırılan, kimlik çatışmalarıyla dengesi bozulan Ortadoğu vardır!
 
Çünkü büyük emperyal güçler; dışarıdan meşruiyet aşılayarak, kendilerine bağımlı iktidarlar yarattılar! Netanyahu gibi azgın ve cüretkar katiller eliyle kan dökmeyi olağan kıldılar! Suriye’den Irak’a, Gazze’den İran’a ve elbette Türkiye’ye kadar Iraklaşmak, Lübnanlaşmak ve Gazzeleşmek yolunda emperyalizm artık gizlenme ihtiyacı hissetmeden suç işlemektedir.
 
Çünkü emperyalizmin suç ortakları; iktidara gelmek için verdikleri taahhütlerle, iktidarda kalmak uğruna verdikleri tavizlerle ülkelerini kırılgan, yalnız ve çaresiz bırakmışlardır. Bu uğurda vatandaşlarının özgürlüklerini, canlarını ve mallarını, vatanlarının ise zenginliklerini diyet olarak sahiplerine sunmuşlardır.
 
Bu açıdan yeni bir aşamaya gelindiği şüphesizdir! Ancak gelenin belirsizliği kadar, gidenin de insanlığa yüklediği maliyet ağırdır. İşte bu ahval ve şerait içinde İyi Parti’miz, büyük Türk milletinin reflekslerini tutarlı eylemlere dönüştürebilmek adına çok daha kritik bir eşikte, çok daha hayati bir sınavdadır!
 
İktidarın, çeyrek asırlık köhneliği içerisinde, her kritik eşikte yaptığı hayati yanlışların sesini duymak isterseniz, her seferinde koro halinde “birlik ve beraberliğe en çok ihtiyaç duyulan günler” şiarına bakın. Sözde “iç cepheyi güçlendirmek” adı altında yürütülen siyasetin sonuçlarına bakın. Bir değil, iki değil, defalarca aynı şeyleri, aynı ajanda içinde, aynı taahhütler ve tavizlerle yerine getirip farklı sonuçlar elde ettiklerine inanmamızı istediler. Birinci çözüm süreci buydu. Suriye siyasetleri buydu. 15 Temmuz’la sonuçlanan rezalet buydu. Şimdilerde kurdukları İmralı ittifakı ile yürütülen komisyonculuk projesi de aynıdır.
 
Geldiğimiz noktada dış politikada ne olmuştur? Lafta İsrail aleyhtarlığı, pratikte ise İsrail için yürütülen bölgesel mıntıka temizliğinde her zaman en önde koşmuşlardır. Bugün İsrail’in etrafındaki ülkelere ne olduğuna bakın, Akdeniz’deki gelişmelere, bir zamanlar mavi vatan diye propaganda yaptıkları sularda kurulan ittifaklara bakın. Daha beteri var. Burnumuzun dibinde, tam 11 sene boyunca besleyip büyüttükleri Suriye PKK’sına bakın. 11 sene diyorum. 14 yıllık iç savaşın 11 yılında eğitildiler, donatıldılar, militan kazandılar. İktidar ise kılını kıpırdatmadığı gibi ileride yapılması muhtemel karşı hamlelere de engel olmayı görev bildi. Sonuç: Suriye’de YPG varmış, bunlar da aslında PKK’lıymış. Bak sen. Ne büyük strateji dehalarımız var ya Rabbi! Ne büyük devlet adamlarımız var!
 
"Hukuk kalmadı, yargı araçsallaştırıldı; Anayasa defaatle askıya alındı"
Peki bu arada ülkemizde neler yaşandı? Belki soruyu “neler yaşanmadı ki” diye sormak lazım. Hukuk kalmadı. Yargı araçsallaştırıldı. Anayasa defaatle askıya alındı. Kurumlar çöktü. Siyaset yapılamaz hale geldi. Her eşikte başka bir toplumsal grup terörist ilan edildi. Ekonomi zaten tarumar oldu. İşsizlik kadere dönüştü. Peşkeş çekilmeyen su, orman, kıyı kalmadı. Doğum oranları dipte, sınırlar kevgir. Gençlerimizi uyuşturucu, fuhuş ve kumar çetelerine kurban veriyoruz. İnsanı insan yerine koymak şuurundan uzak kadroların elinde en temel özgürlüklerin, insan haklarının canına okundu. Cezaevleri, okuyan, düşünen, genç yaşlı herkesin buluşma noktası oldu. Akıl ve vicdan, Türkiye’nin ruhu, polis jopuyla yargının çekici arasında un ufak edildi. 200 senelik demokratik mücadelemizden geriye doğru ne kadar mümkünse o kadar adım attılar. Biz cumhuriyetsiz, Cumhuriyet de sahipsiz kaldı.

DİĞER HABERLER

YAZARLAR

Engin Ertem Engin Ertem
 DUBAİ EMLAK SEKTÖRÜ KİRA KRİZİNDE
KONUK KOLTUĞU KONUK KOLTUĞU
 HAKİMİ VURAN SAVCI ŞİDDET ÖNLEMEDE GÖREVLİ
Mutlu Demirdelen Mutlu Demirdelen
 KIBRIS'IN İNŞAAT KRİZİ BÜYÜDÜ UMUT TÜRKİYE PAZARI
Cansu Aksoy Cansu Aksoy
 AİLE MAHKEMELERİNİN DİKKATİNE!
Av. Remzi Kazmaz Av. Remzi Kazmaz
 AKBELEN ORMANLARI VE PARİS İKLİM ANLAŞMASI
Süleyman Yıldız Süleyman  Yıldız
 AKLIM BOSNA'DA KALDI

SİTE ANKET

TÜRKİYE'DE EN BÜYÜK SORUN NEDİR ?








EN ÇOK OKUNANLAR