Bu aralar savrulup gidiyorum. Rüzgar nereye savurursa. Havada lodos.Nereye vurursa.Esaretimin karşısında cesaret var bu ara.Cesaretim de öyle bir halde ki.Ne net diyebiliyorum ne flu…Oradan oraya…
Ne kayıtsız kalabiliyorum bu ara ne de vurdumduymaz olabiliyorum hayatıma. Korkularım var mı bazı kararları alırken var tabii. Ancak bir şeylerden vazgeçmek de karar almak kadar zor bir özgürlük hali. Vazgeçmek de bir cesaret. Hatta en büyük cesaretlerden biri.
İnsan ani kararlar verirken daha çok hata yapmıyor aslında. Aksine en doğru kararları o zaman veriyor. Ancak biraz cesaret gerektiriyor.
Üzerine ne kadar yük alırsan daha fazlası geliyor. Erteleyemedikçe bir şeylere yetişme hali başlıyor. Hayatıyla ilgili önemli kararları veremez duruma geldiğinde de kendine ayırdığı vakitten fedakârlık yapmak durumunda kalabiliyor. İçindeki korkular birikiyor.
Kendimi dinlemeyi unuttum bu ara. Ordan oraya. Soluk soluğa. Zaman geçerken ertelediğim onca şeyin farkına varıyorum şimdi. Özgürlük için bir gökyüzü yaratmaya gerek yok aslında. Lüzumsuz, basit, faydasız birkaç şeyi çıkardığında hayatından farkına varıyor insan yaşadığının. Nasıl da rahat rahat nefes aldığının.
Bedenim 1 Pazar kendimi dinlemekle bile huzur buldu sanki. Hayır diyememek adına ne kadar da çok şeyi ertelemişim. Ne kadar da çok korkmuşum karşımdakini kırmaktan. Oysa deneyerek öğrendim ufaktan hayır diyebilmeyi. Aslında erteleyemeyerek ne kadar da kendimi incitmişim.
Cesaret öyle bir duygu ki denemeden kazandırmıyor insana. Üstelik ortaya koyduğumuz kendi hayatımızsa…
ÇAĞLA KESKİN