Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
KONUK KOLTUĞU

KONUK KOLTUĞU
YAĞLI KAZIK HUKUKU -Ruhat Mengi
31 Ocak 2012, 01:43

Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Yönetim Kurulu’na üye yapılan ama bundan sonra bile Atatürkçülük (yani Atatürk’e sevgi ve saygı duymak, onu unutmamak ve unutturmamak) hakkında demediğini bırakmayan, tepkiler üzerine kısa süre sonra istifa eden (veya istifa etmek zorunda kalan) Mümtazer Türköne bu kez Kazıklı Voyvoda tekniği olarak tarihe geçmiş olan “yağlı kazık hukuku” getirilmesini istemiş.

Bir panelde yaptığı konuşmada “Darbeciler için idam cezası geri getirilsin istiyorum. Darbe yapan veya yapmak isteyenler bunu bilerek yapsınlar. Hatta bana sorarsanız idam yerine eskiden olduğu gibi ‘yağlı kazıklara oturtularak cezalandırılması’ taraftarıyım(...) Çünkü biz bu ülkede hukuk çerçevesinde yaşamak istiyoruz” demiş. Ve bunu söyleyen kişi bir “Prof Dr”... Darbelerin “silahlı gasp eylemi” olduğunu söylüyor, doğru... Demokrasiyi silah gücüyle kesme eylemine ağır cezalar verilmeli, eğer “idam etme”, can alma da gerçekleşmişse aynı cezanın darbecilere uygulanması istenebilir bu da doğru...

‘ADALET’ İLE ‘VAHŞET’ ARASINDAKİ FARK!

Mesela çocuk tecavüzcüleri, ensest ilişki suçluları (kendi çocuğuna, akrabasına tecavüz eden caniler), kadın katilleri, planlı cinayet işleyenler için de “idam cezası”nın geri gelmesi gerekir aslında... Bir çocuğun ve ailesinin hayatını mahvetmenin, insanların hayatına son vermenin adil karşılığı ancak bu olabilir, birçok insan da böyle hissedebilir. Ama idamın kalkmasının en önemli nedenlerinden biri “can alma”nın hukuken olsa bile “meşru bir eylem” haline getirilmemesidir. ABD’nin bazı eyaletlerinde devam eden idam cezasında “damar yoluyla ilaç” yöntemi kullanılıyor ki bu en az acı veren yöntem olduğu için tercih ediliyor.

Suçlu hayatından oluyor ama “vahşi ve ilkel” bir şekilde değil, öyle olsa bu ceza yasasını yapanların, cezayı veren hakimlerin ve uygulayanların “en canice eylemleri kılı kıpırdamadan gerçekleştiren suçlular”la arasında ne fark kalırdı?

ORTAÇAĞ HUKUK ÇERÇEVESİ

“Eskiden olduğu gibi” yağlı kazığa oturtarak cezayı ise medeni bir ülkede bırakın bir profesörü, hiçbir insandan duyamazsınız. Çünkü “eskiden olduğu gibi” dediğiniz şey bir “Ortaçağ işkence yöntemi”dir ve yüzyıllar öncesinde kalmıştır, bugün ise ancak “en korkunç işkence” tanımına örnek gösterilebilir, en ilkel toplumlarda bile rastlandığını sanmıyorum.

O nedenle bu “yağlı kazık hukuku”nu istedikten sonra arkasından “Çünkü biz bu ülkede hukuk çerçevesinde yaşamak istiyoruz” demek kadar büyük çelişki olamaz. Hangi “hukuk çerçevesi” diye sorarlar, “Ortaçağ hukuku çerçevesi”nde mi yaşayacağız? Doğrusu çok enteresan, bizde profesör olmuş kişiler bile “en anormal” lafları ederek (Öcalan’ın paşa yapılmasını da önermişti hatırlayın) kendinden söz ettirirken aldığı bilimsel eğitimi de hiçe sayabiliyor.

 

*****




12 Eylül yargılanırken...

Artık 12 Eylül darbesinin yargılanıyor olması bu darbenin ve yapanların tarihe “adalet önünde mahkum edilmiş olarak” geçeceği ümidini veriyor. 27 Nisan muhtırasının yargılanmasından henüz hiç söz edilmiyor ama öte yanda hem dış basın ve Batı ülkeleri, hem de iç basın ve siyasetçiler yazılarda, konuşmalarda 27 Nisan’ın “muhtıra olduğunu” vurguluyorlar.

Hükümet üyelerinin bu konudaki görüşü belli değil, bazıları “muhtıra” diyor ve ne zaman darbeden söz edilse 27 Nisan’ı unutmuyor, bazıları ise “muhtıra değil” demeye başladı. Ama kim ne derse desin, bence 27 Nisan muhtırasının üstünün örtülmesi mümkün olamayacaktır, mutlaka oraya dönüş olacaktır, tarihe kaydedilen ve birçok şekilde ülkeyi etkilemiş olan böyle bir olay unutulamaz, hele de “darbe yapmamış-muhtıra vermemiş insanlar” yıllarca cezaevinde tutulurken hiç unutulamaz.

HSYK’DA ADALET BAKANI

Ben bu yazıya başka bir şey söylemek için başladım aslında, 12 Eylül yargılanırken “12 Eylül’de yapılmış bir değişiklik” olan, 12 Eylül’le gelen “Hakim ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun başında Adalet Bakanı ve müsteşarın bulunması”na neden dokunulmadı? 12 Eylül Anayasası kıyasıya eleştirilir ve “antidemokratik olduğu” söylenirken, siyasetten bağımsız olması gereken en önemli kurumlardan birinin başında “antidemokratik sonuçlara yol açmış ve açacak” bir siyasi güç baskısı nasıl bırakıldı?

Haydi biraz da bunu tartışalım, Türkiye’de “özgür, bağımsız yargı” olması gerektiğine inanan herkesin verilecek cevabı duymaya herkesin hakkı var çünkü!

*****




Anayasa önerilerinin gizlenmesi topluma haksızlık!

Hükümet veya yargı bu dönemde ilginç şekilde istedikleri konulara “top secret” yani “en üst düzey gizlilik” şartı getirebiliyor, istedikleri konularda ise herşey açıkta.. Birçok davada sonuçlar bile “mahkemeden önce” açıklanıyor, bazı gazete köşecileri gelişmeleri savcıdan önce biliyor, Anayasa Mahkemesi kararları bile siyasi konuşmalarla istendiği gibi etkilenebiliyor, herkes istediğini biliyor, konuşuyor.

Ama mesela Büyükanıt’ın eşiyle veya Deniz Feneri’yle ya da yeni anayasa önerileriyle ilgili gizlilik kararları kolayca alınıyor. Daha önce de kurum ve kuruluşlardan, siyasi partilerden gelen önerilerin toplumla paylaşılması gerektiğini yazmıştım, öyle ya bu konu madem ki her vatandaşın hayatını birebir ilgilendiriyor, kim ne öneri vermiş onu duymak da gerekir. Son olarak BDP’li Komisyon üyesi Altan Tan da “En aykırı fikirleri bile dinlemeliyiz. Dinlemeye tahammülünüz yoksa nasıl uzlaşacaksınız, nasıl konuşacaksınız” demiş ki haklı..

Mesela “açılım” başladıktan sonra, bugüne kadar BDP’lilerden gelen açıklamalar sonunda net şekilde “ayrı bir devlet, Öcalan’ın serbest bırakılması” noktasına geldi, dayandı. “Devlet referandum öncesinde başlayıp seçim sonrasına kadar, belki de bugüne kadar Öcalan’la görüştüğüne, bu da BDP ve PKK liderleri tarafından detaylarıyla (mesela Habur) açıklandığına göre bakalım gelinen noktada öneriler nasıl tartışılacak, halk da izlemelidir herhalde.

Bu gizlilik kararı ile haksızlık ve hata yapılıyor bence!

*****



TRT’nin Atatürk dizisi!

TRT’de Atatürk’le ilgili ve aslında özellikle “Atatürk devrimlerinin zararlarını” anlatan bir dizi başlıyormuş. “Mustafa” filmi, Atatürk’le uğraşan yazılar, konuşmalar, internet siteleri yetmemiş demek ki bir de diziye gerek duyulmuş.

Milli bayramların kaldırılmasından sonra bu tür dizi ve filmlerle “Atatürk Devrimleri”nin de kaldırılması düşünülebilir tabii.. Şu önerim neden ciddiye alınmadı anlamadım; toptan kaldıralım hepsini, Cumhuriyeti de, Kurtuluş Savaşı’nı da unutalım, tarihten de silelim olsun bitsin. Böyle parsel parsel uğraşmak herkes için zor oluyor azizim!

Öyle mektuplar geliyor ki ağzınız bir karış açık kalır; Atatürk’ün cenaze töreninde bulunan rahmetli Cemal Kutay’ın kitaplarında anlattıklarını niye okusunlar; onun İslami usule göre toprağa gömülmek yerine mumyalandığını söyleyenler bile var. Onun bunun abuk subuk laflarını alıp “TBMM’yi bile namaz kılarak dualarla açan” Atatürk’e veryansın ediyorlar. Mozolesine bakıp, O’nun naşının aşağıda toprağın içinde olduğunu bile düşünemiyorlar.

İşte kafası çalışmayan ve hiç okumayan, öğrenmeyen insanlarla uğraşmak dünyanın en zor şeyi be yahu. Daha neler duyacağız bakalım!

Ruhat Mengi / VATAN

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

YAZARLAR

KONUK KOLTUĞU KONUK KOLTUĞU
 ULUDERE DURMAZ AKAR-Müge İplikçi
YurdagülBeyoğlu KKTC YurdagülBeyoğlu KKTC
 RUM'UN YALANINI RUM BOZDU
Prf Dr Ata Atun Prf Dr Ata Atun
 KIBRIS'TA İSRAİL'E ÜS
Süleyman Yıldız Süleyman Yıldız
 EĞLENCE KÜLTÜR AŞK '' KİEV '' 2
Alihan Pehlivan KKTC Alihan Pehlivan KKTC
 GENÇLİK GÜZEL ŞEY
Buket Şengül Buket Şengül
 RENKLERİN IŞILTISI HAYATIMIZDA
Çağla Keskin Çağla Keskin
 HAYAT YETİŞMEK İÇİN ÇOK KISA
Mutlu Demirdelen Mutlu Demirdelen
 İRAN HALKININ SÜRGÜNDEKİ UMUDU ''EBADİ''
Esra Tunalıgil Esra  Tunalıgil
 ''GOYA'' ZAMANIN TANIĞI
Prof Faruk Şen Prof Faruk Şen
 FUTBOL,KÜLTÜR VE GASTRONOMİ EKONOMİSİ
Ayşe Sarıkaya Ayşe  Sarıkaya
 GELİNLİK SEZONU BAŞLADI
Cansu Aksoy Cansu Aksoy
 GENÇ TASARIMCI HAYDİ YARIŞMAYA
Volkan Karataş Volkan Karataş
 GÜZEL OLMAK
Özlem Polat Özlem Polat
 SENİN DOSTUN KİŞİ DEĞİL, “DANS”TIR.
Yalçın Koçak Yalçın Koçak
 VAKİT TAMAM

SİTE ANKET

DÜNYADA EN ÇOK BEĞENDİĞİNİZ & GEZMEK İSTEDİĞİNİZ ŞEHİR

















EN ÇOK OKUNANLAR