Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
KONUK KOLTUĞU

KONUK KOLTUĞU
ATATÜRK'ÜN BÜYÜKLÜĞÜ - Hikmet Ulubay
10 Kasım 2019, 16:01
 
 
Uzunca bir süreden beri Atatürk’e, devrimlerine ve ulus devlete yurtiçinden ve yurtdışından saldırılar artmaktadır. Atatürk’ün çağdaşı hiçbir devlet adamına dünyanın hiçbir yerinde saldırılmaz ve saldırılması düşünülmezken, neden Atatürk’e saldırıların artmakta olduğunu toplum olarak çok iyi sorgulamamız gerekmektedir. Yurtdışındaki saldırıların temelinde, emperyalist devletlerin, ulus devletleri hedef alan politikaları ve çıkar hesapları nedeniyle Ortadoğu’yu yeniden şekillendirme emelleri yer almaktadır. Yeniden şekillendirmek için kullandıkları araç ise etnik ve inanç temelli farklılıkları kaşıyarak iç ve dış çatışmalar körüklemektir. Böylece ulus devletleri parçalayarak küçük, kolay denetlenebilir devletler yaratılmak istenmektedir.
 
Brzezinski, 15 Ocak 1979 günü Time dergisindeki “Krizler Hilali” başlıklı yazısında şu saptamayı yapmıştır: “Hint Okyanusu sahillerinden başlayıp Batı’ya doğru uzanan sosyal ve politik açıdan kırılgan bir yapıda olan ve bizim için yaşamsal olan bir bölgede parçalanma tehdidi mevcuttur. Böyle bir gelişmeyi izleyecek, politik karmaşanın yaratacağı boşluk bize sempati duymayan ve bizim değerlerimizi düşmanca bulanlar tarafından doldurulabilir.”
 
‘KAVGA BÜYÜYECEK’
 
“İsrail’in 1980’li Yıllarda İzlenmesi Gereken Strateji” başlıklı Yinon Planı, dünyada enerji başta olmak üzere maden ve minerallerin dengeli bir dağılımının olmadığı ve bu kaynakların artan dünya nüfusunun gereksinimlerini karşılamakta yetersiz kalacağı saptamasını yapmıştır. Peşinden de, Arap ülkelerinin petrol kaynakları üzerinde tekel benzeri bir konumu varken, diğer kaynakların da Üçüncü Dünya ülkelerinde bulunduğuna değinmiş ve bu kaynaklar için var olan yoğun kavganın giderek büyüyeceğini belirtmiştir. Planın 13’üncü maddesi şöyledir; “Fas’tan Hindistan’a ve Somali’den Türkiye’ye uzanan coğrafyadaki etnik azınlıklara ilişkin görüntü, bölgede istikrarsızlık olduğunu ve süratli kötüleşmeyi göstermektedir.”
 
BÖLME PLANI
 
George W. Bush’un Temmuz 2003’te Irak’ta zafer kazanıldığını açıklamasından dört ay sonra, 25 Kasım 2003 günü New York Times’da Leslie H. Gelb yayınladığı yazıda, ABD için Irak’ta izlenecek tek uygun stratejinin Irak’ı kuzeyde Kürt, orta bölgede Sünni ve güneyde de Şii devletleri olarak üçe bölmek olduğunu yazmıştır.
 
ABD yönetimi, Kasım 2003’te G8 üyeleri ile Ortadoğu’da izlenecek politikaları görüşmede kullanmak üzere, “Büyük Ortadoğu Ortaklık Girişimi” görüşme belgesini hazırlamıştır.
 
Brzezinski, 2004’te “Think Tank”dan Ben Wattenberg ile yaptığı söyleşide, Avrasya Balkanları tanımını “Küresel Balkanlar” olarak değiştirmiş ve şunu söylemiştir; “Küresel Balkanlar, kabaca, Süveyş Kanalı’ndan başlayıp Çin’in batısındaki Sinciang eyaletine, Güney Rusya’dan Hint Okyanusu’na uzanan coğrafyadır. Bu bölge, zayıf devletlerin bulunduğu, etnik farklılıkların yoğun olduğu, inanç temelli kavgaların yaşandığı çok geniş bir alandır. Bölgedeki iç istikrarsızlıklar, 19’uncu yüzyılda Avrupa Balkanlarında yaşandığı gibi dış güçleri kendisine çekmektedir.” Brzezinski bu söyleşisinde, ilerleyen yıllarda ABD başta olmak üzere Batı ülkelerinin, doğalgaz ve petrol bağımlılıklarının süreceğini de belirtmiştir.
 
Amerikan Harp Akademisi’nden emekli olmuş Yarbay Ralph Peters’in, ABD Silahlı Kuvvetler Dergisi’nde, Haziran 2006 tarihli sayısında “Kanla Çizilecek Sınırlar: Daha İyi Bir Ortadoğu nasıl görünecek” başlığı ile yayınladığı makale ve içindeki harita düşüncesinin somut görünümünü vermiştir.
 
Condoleezza Rice, 21 Temmuz 2006 günü düzenlediği basın toplantısında İsrail’in Lübnan’a saldırmasını şöyle değerlendirmiştir. “Şu anda bu gördüklerimiz, bir bakıma, ‘Yeni Ortadoğu’nun artmakta olan doğum sancılarıdır’, bizim yapmakta olduğumuz da Yeni Ortadoğu’yu ileriye doğru itmekten ibarettir, yoksa geriye eski duruma değil.”
 
14 DEVLETLİ HARİTA!
 
Robin Wright, 28 Eylül 2013 günü N. Y. Times’da “Sınırları Yeniden Çizilmiş bir Ortadoğu’yu Hayal Etmek” başlıklı makalesinde bir harita da yayınlamıştır. Makalede, uluslararası düzenin temel ekseni olan Ortadoğu haritası çatırdamakta, Suriye’nin konumu ve gücü ile Ortadoğu’nun stratejik merkezi olduğu belirtilmiştir. Haritada 5 devletin 14 devlete dönüşmüş şekli yer almıştır.
 
2015 Temmuz ayının başlarında ABD Senatosu’nun Silahlı Kuvvetler Komisyonu’nda, “İngilizlerin yüz yıl önce belirlediği çizgileri biz neden savunmaya devam ediyoruz? Anladığım kadarı ile kendi ülkeleri olduğuna inanmadıkları bu topraklar için, savaşmak üzere insanlara eğitim veriyoruz” sorusu, “Dile getirdiğiniz görüşe katılıyorum, Ortadoğu asla aynı Ortadoğu olmayacak” şeklinde yanıtlanmıştır.
 
ATATÜRK’ÜN DOSTLUK ADIMLARI
 
Diğer emperyalist devletlerin kuramcılarının ve siyasetçilerinin de yukarıda yer alanlara benzer düşünce, emel ve söylemleri olduğunu belirtmek gerekir.
 
Atatürk, Türkiye’nin ve Ortadoğu devletlerinin, barış ve huzur içindeki bir coğrafyada yaşayıp gelişebilmesi ve kalkınabilmesi için önce tüm komşuları ile barış ve dostluk antlaşmaları yapılmasını sağlamış, sonra da 1934 yılında Balkan Paktı, 1937 yılında da Sadabat Paktı imzalanmıştır. Ortadoğu’nun günümüzde içine düşürüldüğü ateş çemberi ortamında, o dönemin barış ve dostluk ortamını özleyenler arasında Atatürk’ün önemi, değeri ve büyüklüğü sanırım çok daha iyi anlaşılmaktadır.
 
image
 
Atatürk’ün insanımız, ülkemiz ve devletimiz için önemi, değeri ve büyüklüğü de her geçen gün giderek daha da artmaktadır. Çünkü insanlar ve toplumlar sahip olduklarının değerini onlara sahipken değil, onları kaybetme duygusunu yaşadıklarında anlarlar. Atatürk’ün toplumumuza kazandırdığı ve aynı zamanda inanç özgürlüğünün güvencesi lâiklik ilkesinin uzun yıllardan beri sürekli erozyona uğradığını gözlemliyoruz. Eğitim programlarının lâiklikten giderek uzaklaşıp skolastik yapıya dönüşmesi ve ayrıca ilkokul ikinci sınıftan başlayarak öğrencilerin iki kaligrafi ile karşı karşıya bırakılması ciddi endişe yaratmaktadır. Devletin, başta yargı, eğitim ve ordu dâhil tüm kurumlarına cemaatlerin giderek daha fazla egemen oldukları haberleri de bir başka büyük endişe ve üzüntü kaynağını oluşturmaktadır. Bu bağlamda Silahlı Kuvvetlerin değerli komuta kademesi ve mensuplarının FETÖ’nün sahte belgeleri ile yargılanması, yıllarca hapiste kalmaları ve görevden uzaklaştırılması ulusumuzda derin üzüntü yaratmıştır. Stratejik öneme sahip kamu kuruluşları da dâhil önemli sanayi ve hizmetler sektörü kuruluşlarının yabancı sermayeli kuruluşlara satılmaları da ulusal çıkarların korunabilmesi açısından önemli kaygılara yol açmaktadır.
 
PARLAMENTER SİSTEME DÖNÜŞ ARZUSU
 
Parlamento’nun yasama ve denetleme işlevinin zayıflamasının demokrasimiz açısından yarattığı sıkıntılar giderek daha fazla sorgulanmakta ve parlamenter sisteme dönme arzusu sürekli güçlenmektedir.
 
O nedenle hepimizin, 10 Kasım günlerinde, Atatürk ve arkadaşlarının gerçekleştirdiği ve tüm topluma emanet ettiği Cumhuriyet ve devrimlerinin aşınmasını önleyebilmek için, ‘üzerime düşen görevi yapabildim mi’ diye kendimizi sorgulamamız gerekir.
 
Hikmet Ulubay

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

YAZARLAR

KONUK KOLTUĞU KONUK KOLTUĞU
 İSTANBUL'DA HAVALİMANI REKABETİ
Nurullah Aydın Nurullah  Aydın
 SAĞLIKLI GÜÇLÜ TOPLUM
Mutlu Demirdelen Mutlu Demirdelen
 BAŞBAKAN TATAR'A İTİBAR SUİKASTI

SİTE ANKET

HANGİ TAKIMI TUTUYORSUNUZ







EN ÇOK OKUNANLAR