Şike iddianamesinin ıncığı cıncığı yazıldı aslında ama, hadi gelin, biraz da biz eşeleyelim.
Sinan Engin değil, Sinan Özgener!
,İddianamede kimine ‘bir numara’ deniyor, kimine ‘inşaat işçisi’... En matrak benzetme, Olgun Peker’den geliyor... Çünkü, Futbol Federasyonu eski Başkanı Mahmut Özgener’le Olgun Peker telefonda konuşurlarken, telekulağa takılıyorlar. Özgener, Sinan Engin’le sohbet ettiklerini, hatta, o sırada Sinan Engin’in Federasyon Başkanlığı koltuğunda oturduğunu söylüyor. Olgun Peker benzetmeyi yapıştırıyor: “Sinan Engin değil, Sinan Özgener!”
* * *
Futbol Federasyonu’nun yanı sıra, Altay’ın da eski başkanı olan Mahmut Özgener’le Olgun Peker şen şakrak sohbet ederken... Aynı iddianamede, Olgun Peker’in adamları Giresunspor-Mersin İdmanyurdu maçına pazarlık ediyor, kurban tarif ediliyor, “Altay düşsün, Altay...”
Şike'nin kodu 'inşaat' ise bu da kereste!
Menajerlik rezaleti, iddianamenin kilit meselelerinden biri... Federasyon’un menajerlik sınavında soruların çalınıp, satıldığı belirtiliyor, kanıt olarak dinleme kayıtları ortaya konuyor.
* * *
Soruları ve cevapları satın almaya giden biri, “Geldik buraya, sorular var, cevaplar yok, kusura bakmayın dedim, sorular için 17 bin 500 dolar veremem dedim” diyor. Telefonun öbür ucundaki “Cevapları bellidir” deyince, “Bilmiyorlar ki cevapları” diyor.
* * *
Ertesi gün...
Diyalog şöyle devam ediyor.
* * *
- Çağırdılar, cevapları almaya gidiyorum ama, sınavda nasıl yapacağım onları?
- Otur ezberle.
- Parmaklarımın arasına yazayım mı?
- Uzun mu cevaplar?
- Şık şık, A, B, C filan.
- Tamam, ezberle işte.
- Garantili olsun, parmaklarımın arasına yazayım, nasıl ezberleyeyim bunları?
- Oğlum 15 cevap vermişler, 14 doğru cevap geçiyor zaten, öbür 5 soruyu da salla gitsin.
- Ayakkabıma yazdım, sol ayağımı hafif dışa kıvırdığım zaman hepsini okuyabiliyorum.
* * *
Hale bak...
* * *
Peki, bu adam menajer olabilmiş mi derseniz... Olamamış iyi mi! Kendisine verilen 15 doğru cevabın 2’sini yanlış yazmış, salladığı 5 sorunun cevabını tutturamamış, 13’te kalmış!
* * *
Hani şike’ye şifreli olarak ‘inşaat’ deniyor ya... Bu da olsa olsa ‘kereste’si herhalde!
* * *
İlerleyen satırlarda anlaşılıyor ki, soruları satın alan ‘kereste’, parasının iade edilmesini istiyor!
Yap şikeyi, al parayı, kes kurbanı
En beğendiğim bölüm ise, hiç tartışmasız, Belediyespor’lu İbrahim Akın’ın Erzurumlu imama şike fetvası sorduğu bölüm... Telekulak diyalogları aynen şöyle...
* * *
- Hocam, bi şey sormam lazım, bizim hafta sonu Fener’le maçımız var, demişler ki, İbo gol atmasın, 100 bin dolar verelim.
- İyi... N’apacaksın?
- Sana sorayım dedim...
- Bu tür şeyler günümüzde futbol camiasında var diil mi?
- Var var ama, yani sana soruyorum kötü mü olur diye, para var işin ucunda.
- Efendim, onda bi şey yok ki, bu gönül rızasıyla olan bi şey, gol atmayacaksın, yerine para verecekler, bunda bi sakınca yok ki canım, niye olsun, başkaları duymasın önemli değil, benim köyde baba türbesi var ya, orda çok fakirler var, yaparsın bi kurban, keseriz yedirirsin.
- Doğru hocam, tamam.
* * *
Bilahare... İbrahim, menajerini arıyor, “Okey abi, 100 bin dolar değil, 100 bin Euro, yoksa kabul etmiyorum” diyor. Menajer de “Daha hayırlı, bol bol hayır yaparsın” diyor.
* * *
Bu diyaloglar neticesinde tutuklanan İbrahim Akın, savcıya şu ifadeyi veriyor: “İlkin sıcak bakmadım, dini duygularım kuvvetlidir, Erzurum’da imamlık yapan Ahmet isimli şahsı aradım, günah olup olmadığını sordum, dinen sakıncası olmadığını söyledi, maçta gol atmadım ama, psikolojikman rahatsız oldum, bir hafta sonra menajerimle buluştum, poşetle para getirmişti, sonradan saydım, 100 bin dolar demesine rağmen, 50 bin dolar getirdiğini gördüm, parayı harcamadım, 10 bin dolarını kurban kesip dağıtması için Erzurum’daki hocaya gönderdim, geriye kalanı fakir fukaraya dağıttım, parayı aldığım için rahatsız oldum, kesinlikle iddia edildiği gibi şike olayına karışmadım.”
* * *
Hem parayı nasıl aldığını güzel güzel itiraf ediyor, hem de şike olayına karışmadım diyor!
Emenike Anadolu doğumlu!
Emenike...
Malum, 24 yaşında mı, yoksa 31 yaşında mı olduğu tartışılıyordu. Futbol Federasyonu’nun kayıtlarında doğum tarihi olarak 10 Mayıs 1987 yazıyor, şike iddianamesinde ise, 1 Ocak 1987 yazıyor. Yılı olmasa bile, günü çelişkili... Peki, doğumgünü neden önemli? Şundan önemli... Anadolu’da hangi yıl doğduğu belli olmayan, yıllar sonra nüfus kağıdı çıkarılan vatandaşlarımızın doğum günü olarak ne yazar? 1 Ocak yazar. Kafadan bir yıl uydurulur, doğumgünü olarak da, standart 1 Ocak yazılır. Belli ki, Emenike’nin durumu da böyle.
Bir tek Marcus Merk görebilmiş
İddianamede bir tane hakem var, o da Marcus Merk... Şike yapıldığı öne sürülen Gençlerbirliği-Fener maçından sonra, Gençler kalecisini yerden yere vurduğu belirtiliyor!
* * *
Alman bu tabii... Hepimizin gözü önünde olanı, maalesef bir tek o görüyor!
Porsche'ye binmemek şartmış!
Ümit Karan’ın enteresan bi hadisesi daha var... Polis, İlhan Ekşioğlu’yla buluşacak diye takip ediyor. Ancak, Ümit Karan’ın Porschesi fazla hızlı olduğu için, takip edilemiyor.
* * *
E başbakanımız boşuna söylemiyor yani, Porşe’ye binmeyin diye!
93 bıraktım
Hayır 90
Hayır 88!
Arada paralar buhar oluyor... İlhan Ekşioğlu, Yavuz Ağırgöl’ü arıyor, şu diyalog yaşanıyor.
* * *
- Sen ne kadar bıraktın buraya?
- 93...
- 90 var burada.
- Kızlar saydı.
- O bile eksik, 88 var burada.
Son kuşak
Yusuf Turanlı’nın İlhan Çelikay’a söylediği laf ise, bana göre, iddianameye noktayı koyuyor: “Pedriel gol atsın, adımı Fatma diye değiştiririm!”
Tenço Hubenov Teknik Lisesi mezunu ama...
Olgun Peker ise, ilkokul mezunu olduğu için sınava giremiyor. Lise mezunu olması gerekiyor. Ne yapıyor? Bulgaristan Milli Eğitim Bakanlığı Tenço Hubenov Teknik Lisesi’nin elektrik bölümünden diploma temin ediyor, Federasyon’a veriyor, sınava giriyor, menajer oluyor.
* * *
Sonradan soruluyor... O diploma, Reni Alyoşeva İvanova isimli alâkasız bi kadına ait çıkıyor!
Paralar farklı Bilyoner çok farklı!
Paralar havada uçuşuyor, bazen, kafa karışıyor... Mesela, 153’üncü sayfada, Aziz Yıldırım’ın hiç gerçekleşmeyen Gökdeniz Karadeniz transferi için Olgun Peker’e “100 bin dolar” verdiği öne sürülüyor. Aynı iddianamenin 153’üncü sayfasında, Aziz Yıldırım’ın hiç gerçekleşmeyen Gökdeniz Karadeniz transferi için Olgun Peker’e “350 bin euro” verdiği iddia ediliyor.
* * *
Hatırlarsınız... Aziz Yıldırım’ın Sivasspor maçı öncesinde İlhan Ekşioğlu’nu arayıp “Bilyoner’i kapatın” diye talimat verdiği; internet üzerinden bahis oynatılan Bilyoner’in kapatılarak, acayip voli vurulacağı bangır bangır manşet yapılmıştı.
* * *
Halbuki... Aziz Yıldırım’ın bahsettiği Bilyoner, internet üzerinden bahis oynatan site değil, Levent’te açılan sosyetik mekan, Bilyoner’di. Hatta, Fenerbahçe takımı, şampiyonluğu Billionaire Club’ta kutlamıştı. Dolayısıyla, bu yalan haber iddianamede yer almadı.
* * *
Bilmiyorum artık, Aziz Yıldırım’ı linç etmek için bu yalanı yazan arkadaşlar utanıyor mu...
Rüzgârın oğlu değil eşekmiş!
Şimdi size bi soru... Başka isim kalmamış gibi, Şeyhülislam Veliefendi’yi hipodrom yaparsanız... Ulema’ya fetva danışan mütedeyyin şikeci ne yapar?
* * *
Beygir ister.
* * *
Ki... Beşiktaş’la ilgili bölümde, Kupa maçını satması karşılığında yarış atı istiyor İbrahim.
* * *
İşin matrak tarafı... “Soder One” isimli “Arap” atını istiyor. O isimde Jokey Kulübü’ne kayıtlı bi at olmadığı gibi, ismini karıştırdığı at, aslında İngiliz tayı.
* * *
İşin ekstra matrak tarafı... İddianamede bahsi geçen herkesin stada girmesi yasaklanırken, İbrahim’in istediği beygir, hipodroma girdi, yarıştı, banko favoriydi, anca sekizinci olabildi.
* * *
Talihsizliğin bu kadarı yani... Sevap yapmak için 100 bin Euro’ya anlaşıyor, vere vere 50 bin dolar veriliyor, rüzgârın oğlunu istiyor, eşek çıkıyor!
Frank Müller yeniden vitrinlerde
Ali Kıratlı’nın Ümit Karan’a Frank Müller marka saat hediye ettiği iddia ediliyor. Bu Frank Müller’in uzunca bi öyküsü var futbolumuzda...
* * *
Hani Adnan Polat, şu anda soruşturması yapılan Denizlispor maçından önce, “20.45’te şampiyonuz” diyerek, saatini gösteriyordu ya... İşte o saatin markası, Frank Müller’di. Şampiyonluk sonrasında 25 bin liraya açık arttırmaya çıkarılmış, 350 bin liraya alıcı bulmuştu. 350 bin lira bastırıp alan kişi, Adnan Polat’ın meşhur saati diye almıştı ama, o saat, Adnan Polat’ın değildi. Hakan Şükür’ündü... Sezonun bitimine dört hafta kala, uğur olsun diye saatleri değiştirmişlerdi. Hakan’a da İnter’den takım arkadaşı Vieri hediye etmişti, doğum gününde...
* * *
Bakın İtalyan futbolcu dedim, aklıma geldi... Juventus küme düşürülmüştü, şike yaptığı için... Juventus’un sportif direktörü Moggi diye bi arkadaş vardı. Hakemleri, rakipleri hep o bağlamıştı. Rezalet ortaya çıkınca, gazetecileri de bağladığı ortaya çıktı. Ne yapmıştı Moggi? “Şike filan yok” yazsınlar diye, avantadan Frank Müller saatler göndermişti gazetecilere!
* * *
Bu iddianame sayesinde, Türkiye’de gene pek meşhur oldu Frank Müller!
Poyraz açtı eski defteri ya Sergen!
Gizli tanık var, kod adı Poyraz... Sedat Peker’in Fenerbahçe maçı öncesinde Sergen Yalçın aracılığıyla Beşiktaşlı futbolcuları yanına çağırdığını, 3-4 topçunun geldiğini, birinin Tümer olduğunu, Peker’in “Bu maçı kaybedin, nasıl kaybederseniz kaybedin, o sizin sorununuz” dediğini, Tümer’in maça çıkmamak için her türlü çirkefliği yaptığını, yedek kulübesinden hakeme tükürerek kırmızı kart gördüğünü, Beşiktaş’ın maçı kaybettiğini anlatıyor.
* * *
Gizli tanık eski defterleri açıyor ama, görünen o ki, özellikle Sergen’in açmaya niyeti yok.
Yılmaz Özdil - HÜRRİYET