İnsanın duyunca inanası gelmiyor gerçekten hayatın anlamını sorgulatan sözün bittiği vakalar zinciri bitmiyor. Ortaköy'de midye, tantuni, kokoreç ve sucuk ekmek yediler.4 kişilik aile İstanbul'da yemek sonrası rahatsızlandı, anne ve 2 çocuğu hayatını kaybetti.
Nasıl ? bu kadar acı,bu kadar basit.Midye kumpir ye ailece ölüme git.
Haberler aynı cüme ile başlıyor ''Yurtdışından gelen dört kişilik bir aile. Gıda zehirlenmesi şüphesiyle hastane hastane dolaşıyorlar. Doktorlar bakıp eve gönderiyorlar. Akşam, kaldıkları otelde fenalaşıyorlar anne ve çocuklar hayatını kaybediyor, baba entübe durumunda.''
Gıda zehirlenmesi artık ülkede neredeyse kronik bir halk sağlığı sorunu haline geldi.İlgili bakanlığın sayfasını takip eden bizler artık yediklerimizin ne kadar güvensiz olduğunu biliyoruz. Bu olay, yalnızca bir gıda zehirlenmesi ihtimali değil; bir ülkenin denetim, yönetim ve kamu sorumluluğu konularında ciddi bir alarmıdır.
Bu ülkede insan hayatı neden bu kadar ucuz? Hergün ölüm olmayan gıda zehirlenmesi haberi geliyor önümüze ve buna alıştırıldık.
Buyrun size son 1 haftada yaşanan zehirlenme vakaları:
İstanbul Ortaköy'de Kumpir-Midye yiyen 4 kişilik ailede 3 ölüm bir entübe vakası.
Rize’de bir mevlitte tavuk tüketen 94 kişi zehirlendi.
Karabük’te döner yiyen 28 öğrenci zehirlendi.
Kayseri’de sucuk yiyen 80 öğrenci rahatsızlandı.
Bursa’da tavuk-pilavdan 11 tarım işçisi zehirlendi.
Samsun’da hamburger yiyen 5 öğrenci hastaneye kaldırıldı.
Sağlık Bakanlığı'nın yayınladığı son verilere göre, 2015–2020 yılları arasında gıda kaynaklı hastalıklar nedeniyle hastanelere toplam 18 milyon 314 bin 239 başvuru yapıldı.
Aynı dönemde ölüm bildirim sistemine göre 1714 kişi, gıda kaynaklı alerjik hastalık tanı kodlarıyla kayıtlara geçen nedenlerden dolayı yaşamını yitirdi. Ancak 2020'den sonra Sağlık Bakanlığı, söz konusu bağlamda artık istatistik yayınlamıyor.
Enflasyondan kaynaklı fiyat artışları, vatandaşı gıda konusunda seçici davranmaktan geri bırakıyor. Denetimsizlik, can alıyor.Evet bir aile yok oldu ve hala bir kurum ve mevki bu sorumluluğu kabul etmedi. Kim sorumlu ? Midyeci mi ? Kumpirci mi ? Yazıklar olsun bu düzene.
Temiz, vicdanlı, vatansever Türkiye, daha güvenli beslenmeyi hak etmiyor mu ?
Değerli Nevşin Mengü'nün bir alıntısını da yazıya eklemek istiyorum.Kendisine gelen bir mesajı paylaşmış diyor ki;
'' Beşiktaş'ta kumpir ve midye yediği için bir aile zehirlendi, 2 minik çocukları yaşamını yitirdi! İstanbul'un göbeği Beşiktaş'tan söz ediyoruz!
Bu haberin üzerine bir izleyicimizden şöyle bir ileti geldi: Diyor ki "İsveç'te gıda mühendisi olarak çalışıyorum. Dün, işim gereği Rassf portalin Ekim-Kasım raporunu inceliyordum ve Türkiye’den red edilen ürün sayısının Pakistan, Hindistan ve Çin ile yarıştığını görmek beni derinden üzdü. Düşünün, muhtemelen ülkemizden en kaliteli ürünler Avrupaya yollanıyor. Türkiye'de yiyip içtiğiniz ürünleri düşünemiyorum bile." durum bu kadar açı ve vahim.
Gerçekten biz ne yiyip ne içiyoruz ve nasıl bir hayat yaşamaya mahkumuz ?
Mutlu Demirdelen