KIBRIS & CYPRUS 1
Bu yazı dizimizde elimden geldiğince mantık çerçevesinde yazıp hem Türkiyeden bakan bir Türkün Kıbrısa bakışını bir taraftan Kimlik haklarını özgürce yaşayamayan insan hakları bir şekilde elinde olmayan Kıbrıs Türkü tarafından bakarak yazacağım
Kıbrıs her zaman yazmak dışında anlamak ve tanımak istediğim bir olgu idi.
Kıbrıs'ın özel bir anlamıda vardı bende, Tarsus'ta bulunan anneannem lere yazın tatile gittiğimizde üstünde Cyprus yazılı motifli minderler ,küçük hediyelik eşyalar,duvar halılarını hatırlıyorum.Birde Ayşe Nenemin kızkardeşi Emine teyzemizle konuşurken Makarios diye birine başta UH ANAM PUŞT BU MAKARYOS olmak üzere bi dizi küfür edildiğini hatırlarım. Bir Kıbrıs bağlantıları vardı ama çocuktuk ve pek konuşulmuyordu ..Ancak o evde radyoda farklı bir aksanla konuşan haber okuyan ses hiç unutmadığım ses tonu var idi Kıbrıs Bayrak radyosu nenemlerin evinde dinlenirdi..o ses tonunun ilerde Kıbrıs Türkünün kendine özgü konuşma aksanı olduğunu anladım.
Temmuz ayı yıl 1974 idi,İstanbul Deniz kuvvetleri komutanlığında sivil görevli Ahmet babam her yıl memleketimize tatile götürürdü ,o yaz Temmuz ayı Tarsus’ta tatile gittik.Baba tarafım Mersin’in Yavca köyünde idi, annem Tarsuslu o yüzden ağırlıklı anananemlerde Tarsus’ta kalırdık.
O 1974 Tatili Bayrak radyosu devamlı açık, Kıbrıs’ta bir kargaşa var , ben anlamıyorum ama Türk askeri Kıbrısa gidecek deniyor evde. Makarios kaçtı,öldü gibi lafları var evde .
Aklımda kalan bir olayda nenemlere çok yakın tren yoluna Doğan dayımla gittik asker dolu trenler Dayım gemi ile Kıbrıs’a gidecek bunlar diyordu ,onlara ağaçlardan topladığmız portakal,mandalinalardan verdik.Su isteyenler oldu su ekmek ve bazlama verenler oldu, hayatımda unutmadığım bir sahnedir o trendeki vagonlaradaki tıka basa dolu yarı beline kadar sarkıp ekmek suyu almaya çabalayan Türk askeri.
Birkaç gün üst üste tren yoluna gittik her gün asker geçiyodu akşama kadar elimizde nenemin yaptığı bazlama , su portakal ile oturur beklerdik, tren geldiğinde sevinçle askere verirdik.
Bir akşam dayımla eve döndük , dönmemiz gerektini annem söyledi.Babamı görev yerinden arayıp acil dön demişler.
O gece acele ile Tarsus (Mersin ) dan Beyoğlu evimize döndük.
Radyo yayını var ve gece karartma uygulandı günlerce evde karanlıkta oturduk babam 15 gün görev yerinden eve gelmedi,meğerse Yunanistan ile savaş çıkma ihtimaline karşı babamlar görev yerinde kalmıştı,o Kıbrıs harekatı yapıldığı zaman ben babamı bekliyordum.
O yüzden Kıbrıs denince ben çok şey hatırlar ve düşünürüm.Çocukluğumda bu anılar benim bilinç altımda hiç kaybolmadı .Ayrıca hiçbir zaman ben Kıbrıs kökenli bir annenin oğlu olduğumun farkında da değildim.
Türkiyede Kıbrıs denince toplumun çok büyük kesimi Kıbrıs konusunu ve insanını tanımaz, pek bilmez.
Ecevit'in çıkarma yaptığı Namus olarak benimsenen toprak olamaktan tutunda,Türk komutanların tatil bölgesi,orta yaş üstü Türklerin kumar cenneti,tembel başarısız öğrencilerin askerden yırtma ve okur gibi yapıp bastığı toprağı tanıma gereği bile görmedikleri bir yer olmaya kadar bir çok algı mevcuttur.
Aslında bu Kıbrıs konusu Türkiye’de her zaman suistimale açık bir konu olmuştur.
Şu an Kıbrıs'ın tarihine inmek gibi bir çukura düşmek istemem ama çok kısa hatırlamamız gerekenleri not alarak başlıyalım Bu kısa tarih notlarını okumadan KIBRIS ile ilgili bir yazı dizisi güdük kalır.Siz siz olun yazı dizisini okumasanızda bu özetlenmiş Kıbrıs özel tarihi olaylarını okuyun,kendinize bir iyilik yapın bir yerde Kıbrıs konusu açıldığında bir şeyden haberi olmayan, bir çok salak cahil in YAAA ABİCİM KIBRIS BİZİM NAMUSUMUZ deyişlerine şahit olursanız iki soru sorma ve Kıbrısı doğru anlatma onurunuz olur.
Gelecek yazı Kıbrısın bu güne gelişi ile ilgili tarihi olaylarından notlar.
Mutlu Demirdelen