Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliği görevine seçilmesinin üzerinden on yıl geçtikten sonra BM Genel Sekreteri António Guterres, Kıbrıs müzakerelerinin en tükenmiş noktasında sürece yeniden hareket kazandırmak amacıyla, görevinin sona ermesine dört ay kala Kıbrıs’a gidiyor.
Bu ziyaret eski BM genel sekreteri Banki Mon'dan 16 yıl sonra gerçekleşiyor.
Buradaki soru yalnızca, kendisinden önceki tüm liderlerin başarısız olduğu yerde başarılı olup olamayacağı değil; federasyon çözümü için yürütülen son ciddi uluslararası çabaya destek olmak için mi, yoksa bu çabayı sekteye uğratmak için mi Kıbrıs’a gittiğidir.
António Guterres’in Kıbrıs’a yapacağı ziyaretin sembolik bir anlamı var. Portekizli diplomat, 2016 yılında BM Genel Sekreteri seçildi ve 1 Ocak 2017’de göreve başladı. O sırada Kıbrıs sorunu, tarihinin en önemli süreçlerinden birini yaşıyordu. Göreve başlamasından birkaç gün sonra Cenevre Konferansı gerçekleştirildi. Aynı yılın yazında kendisi de stratejik bir anlaşmaya varılması amacıyla müzakereleri yürütmek üzere Crans-Montana’daydı.
Şimdi, görev süresi 31 Aralık 2026’da sona erecek olan Guterres, 27-29 Temmuz tarihleri arasında temaslarda bulunmak üzere Kıbrıs Adası’na gidiyor. Bu ziyaret, 16 yıl aradan sonra bir BM Genel Sekreterinin Kıbrıs’a gerçekleştireceği ilk ziyaret olacak.
Crans-Montana’dan sonra uzun bir durgunluk dönemi başladı
Guterres, 2017 yılında kendisini yalnızca gözlemci rolüyle sınırlandırmadı. Güvenlik ve garantiler, askerî birlikler, toprak, mülkiyet, siyasi eşitlik ve etkin katılım gibi en zorlu konulara değinen altı maddelik çerçeveyi sundu. Konferansın 7 Temmuz’da sonuçsuz kalması, yalnızca adadaki Türk ve Rum toplumlarının ve garantör güçlerin başarısızlığı değildi. Aynı zamanda, uzun süredir çözülemeyen bütün kilit konuların aynı anda masada bulunduğu bir konjonktürün kaybedilmesiydi.
Crans-Montana’dan sonra Guterres, sonuçsuz kalan müzakere masasından geriye kalan zemini korumaya çalıştı. Kasım 2019’da Berlin’de Rum lider Nicos Anastasiades ile KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Guterres’e iki bölgeli, iki toplumlu federasyona ve Guterres Çerçevesi’ne olan bağlılıklarını yeniden teyit ettiler.
Ersin Tatar’ın 2020 yılında KKTC Cumhurbaşkanı seçilmesinin ardından tablo önemli ölçüde değişti. Ankara’nın destek verdiği Türk tarafı, “egemen eşitlik” kavramının tanınmasını bir ön koşul hâline getirdi ve iki devletli çözümü savunmaya başladı.
Nisan 2021’de Cenevre’de gerçekleştirilen gayri resmî “5+1” toplantısında Guterres, ortak bir zemin bulunamadığını kabul etti. Bununla birlikte, süreci sona ermiş ilan etmek yerine ortak zemin bulma çabalarını sürdüreceğini belirtti.
Bir sonraki ciddi adım, 2024 yılında Kolombiyalı BM Genel Sekreteri Kıbrıs Kişisel Temsilcisi María Ángela Holguín’in atanmasıyla geldi.
Holguín’in ilk görevi kapsamında yürüttüğü çalışmalar, resmî müzakerelerin başlaması için ortak bir zemin bulunmasını sağlayamadı. Ancak Genel Sekreter Guterres’in aynı yılın ekim ayında New York’ta taraflar için düzenlediği gayriresmî akşam yemeği; garantör güçler İngiltere, Türkiye ve Yunanistan’ın da katılımıyla daha geniş kapsamlı bir toplantı yapılmasının yolunu açtı.

Yıllar sonra Mart 2025’te ilk somut ilerleme kaydedildi.
Çözümün temel başlıklarında olmasa da yeni geçiş kapılarının açılması, mayınların temizlenmesi, gençlik, çevre ve enerji konularında iş birliği sağlanması gibi güven artırıcı önlemler hedeflendi. Ancak bunların çok azı hayata geçirilebildi. Temmuz 2025’te New York’ta Dışişleri bakanı Hakan Fidan'ın da katıldığı yeni bir gayriresmî beşli zirve toplantısı gerçekleştirildi ve BM Genel Sekreteri Guterres, güvenin adım adım inşa edilmesi gerektiği konusunda ısrar etti.
Son dönemin en büyük siyasi değişimi, Ekim 2025’te Tufan Erhürman’ın, Ersin Tatar karşısında KKTC tarihindeki hiçbir cumhurbaşkanlığı seçimiyle kıyaslanamayacak ölçüde büyük bir fark elde etmesi oldu. Tatar’ın bu ağır yenilgisi, içeride Kıbrıslı Türklerin Türkiye’nin garantörlüğünden kopmadan iki bölgeli bir yaşam düzenine onay verdiği şeklinde yorumlanıyordu.
Tufan Erhürman’ın Cumhurbaşkanı seçilmesi, Kıbrıs Türk tarafında federal çözüm tartışmalarını yeniden hareketlendirdi. Erhürman’ın seçilmesi, Türkiye’nin resmî politikasını otomatik olarak değiştirmediği gibi garantiler, siyasi eşitlik ve devletin işleyişi konularındaki farklılıkları da ortadan kaldırmadı. Ancak beş yıldır eksik olan bir unsuru yeniden ortaya çıkardı: Artık Birleşmiş Milletler çerçevesinde görüşmeye hazır olduğunu ilan eden bir KKTC Cumhurbaşkanı vardı.
Guterres iki bölgeli, iki toplumlu federasyonda ısrar ediyor mu?
Guterres’in iki bölgeli, iki toplumlu bir federasyona olan bağlılığı, BM Güvenlik Konseyi kararlarına dayanmaktadır. İki ayrı devleti tanıma veya müzakerelerin temelini tek başına değiştirme yetkisine sahip değildir. Güvenlik Konseyi, son olarak Ocak 2026’da çözümün iki bölgeli, iki toplumlu bir federasyona dayanması gerektiğini açık bir biçimde yinelemişti.
Guterres’in görevi sona erdiğinde, halefi de aynı kurumsal çerçeveyi devralacak. Yeni Genel Sekreter, Kıbrıs meselesini daha yavaş ele alabilir ya da konuya daha fazla öncelik verebilir. Sonuçta Genel Sekreter, Güvenlik Konseyinin tavsiyesi üzerine Genel Kurul tarafından atanır. Bu atama usulü, BM’nin bir sonraki Genel Sekreterinin Kıbrıs sorununa yaklaşım biçimini kaçınılmaz olarak etkileyecektir.
Guterres’in gerçekleştireceği Kıbrıs ziyareti aslında ne vadediyor? Kıbrıslılara, aktif bir BM liderliğinin süreci yeniden başlatmaya hazır olduğu mesajını mı, yoksa bunun son şans olduğu mesajını mı veriyor?
Elbette Guterres’in bu ziyareti, “Kıbrıs sorunu” bağlamında tarihsel anlamda bir “son şans” değildir. Diplomaside, aralıklarla da olsa her zaman yeni bir fırsat penceresi açılabilir. Bununla birlikte bu ziyaret, mevcut neslin federasyon temelinde birleşmeyi denemesi ve başarması için muhtemelen son ciddi fırsattır.
Guterres, Kıbrıs sorununu tek başına çözemez. Ancak görevinden ayrılmadan önce tarafları; hâlâ ortak bir federal devlet isteyip istemedikleri veya kalıcı bölünmeyi kabullenip kabullenmedikleri yönündeki temel soruyu açık ve net biçimde yanıtlamaya zorlayabilir. Ziyaretin, net bir müzakere zeminine ve üzerinde anlaşılmış bir sürece dönüşmesini sağlamayı başarırsa, 2017’de başlayan başarısızlık döngüsü yeni bir başarısızlıkla devam etmeyebilir.
Tam tersine, masada bu fırsat penceresi açılmazsa Guterres’in ziyareti, Kıbrıs tarihine kalıcı bölünmeye giden yolun genişlemesine karşı yapılan son uyarılardan biri olarak geçecektir.

Bugün Guterres’in adaya gelmesi bekleniyor.Tüm Kıbrıs bu olaya odaklanmış durumda. Kuzey Kıbrıs Göç, Kimlik ve Hak Çalışmaları Merkezi’nin Haziran 2026 tarihli araştırmasına göre Kıbrıslı Türklerin yüzde 65,09’u, Kıbrıs sorununun çözülmesi için bir anlaşmaya varılmasını istiyor. Kıbrıslı Türklerin federasyon temelinde birlikte yaşama umudunu hâlâ diri tuttuğu ortadadır.
Guterres’in artık bunu doğru okuması gerekiyor. Eğer bu süreçte başarı sağlanamazsa Kıbrıslı Türklere uygulanan izolasyonların kaldırılmasına ilişkin yeni bir süreci başlatarak görevini bırakması gerekir.

Mutlu Demirdelen
Şeffaf Gazete / Kıbrıs Haberleri
FRANSA KKTC'NİN EMLAK KRALİÇESİNİ TUTUKLADI https://www.seffafgazete.com/haberler/kibris/45831/fransa-kktcnin-emlak-kralicesini-tutukladi-
KKTC EMLAK SEKTÖRÜ İADE KARARINA ODAKLANDI https://www.seffafgazete.com/haberler/kibris/45946/kktc-emlak-sektoru-iade-kararina-odaklandi
KKTC İNŞAAT SEKTÖRÜNÜ KORKUTAN LİSTE
KKTC'DE KONUT ALANDA SATANDA TEHLİKEDE