ÇOCUK SAHİBİ OLMA KONUSUNDA HAHAM BELİRLEYİCİ
Toplulukta aile planlaması konusunda da dini liderlerin önemli bir rolü bulunuyor. Kadınların erken yaşta evlendiği ve evlilikten kısa süre sonra çocuk sahibi olmaya başladığı anlatılırken, bir ailenin çocuk sahibi olmaya ara vermesi gerektiğinde bunun için hahamdan izin alınması gerektiği belirtildi. Hahamlar topluluğun dini liderleri olarak ailelerin çocuk planlaması üzerinde de söz sahibi.
Röportajda, hahamın izni olmadan çocuk planlaması yapılamadığı ve ailelerin çocuk sahibi olmaya devam etmek durumunda kaldığı ifade edildi. 12 yaşında kızlar, 13 yaşında erkekler yetişkin kabul ediliyor Çocukların topluluk içindeki konumu da oldukça erken yaşlarda değişiyor. Röportajda kız çocuklarının 12, erkek çocuklarının ise 13 yaşında yetişkin kabul edildiği anlatıldı.
Bu yaştan itibaren çocukların evlilik fikrine ve aile kurmaya yönelik bir anlayışla yetiştirildiği belirtildi. Hatta oyuncaklarda bile evlilik ve aile hayatını temsil eden figürlerin kullanıldığı aktarıldı.
GÜNÜN BÜYÜK BÖLÜMÜ DİNİ EĞİTİMLE GEÇİYOR
Topluluğun eğitim sistemi de dış dünyadan oldukça farklı. Hasidik Yahudilerin eğitim gördüğü Yeşiva, yalnızca okul olarak değil, aynı zamanda dini ibadet ve topluluk merkezi olarak kullanılıyor. Çenet’in görüntülediği bir binada yaklaşık 500 öğrencinin bulunduğu, kutsal günlerde ise sayının 1000’in üzerine çıktığı aktarıldı.
Öğrenciler sabah yaklaşık 07.30’dan akşam 21.30’a kadar binada bulunabiliyor. Günün büyük bölümünü dini metinleri okumaya ve ezberlemeye ayırıyorlar.
Röportaj yapılan öğrencilerden biri, günde 10 saatten fazla kitap okuduğunu söyledi. Tanya isimli kitabın özetini okuduğunu ve kitapları cümle cümle ezberlemeye çalıştığını anlattı.
Topluluğun eğitiminde Yahudi ideolojisi, Mesih’in yeniden gelmesi ve kendileri açısından kutsal öneme sahip mabedin yeniden inşa edilmesi gibi inançlar önemli yer tutuyor.
KADINLAR SAÇLARINI NEDEN KAZITIP PERUK TAKIYOR?
Topluluğun kadınlarla ilgili kuralları da dikkat çekici. Kadınların saçlarının görünmemesi gerektiği belirtilirken, bazı kadınların saçlarını tamamen kazıtıp ardından peruk taktığı anlatıldı.
Röportajda saçın vücudun diğer bölümlerine göre daha “tehlikeli” olduğu yönündeki anlayıştan da söz edildi. Ancak aynı anlayış içinde başka bir kadının saçından yapılan peruğun takılabilmesi dikkat çekti. Çenet, bu konudaki mantığı sorduğunda kendisine net bir açıklama yapılamadığını aktardı.
İLK SORU: YAHUDİ MİSİNİZ?
Ruhi Çenet’in toplulukla geçirdiği 48 saat boyunca karşılaştığı en belirgin davranışlardan biri de yabancılara karşı mesafeli yaklaşım oldu. Röportaj sırasında kendisine ve ekibine sık sık “Yahudi misiniz?” sorusu yöneltildi. Yahudi olmadıklarını söylediklerinde bazı kişilerin yüz çevirdiği ve iletişimi sürdürmek istemediği aktarıldı.
Çenet, topluluğun kendi dışındaki insanlarla iletişim kurma konusunda oldukça kapalı olduğunu ve karşılarındaki kişinin kimliğini ilk sıraya koyduklarını söyledi.
BROOKLYN SOKAKLARINDA "İFFET DENETÇİLERİ" VAR
Belgeselde en dikkat çekici başlıklardan biri de “iffet denetçileri” oldu. Özellikle Brooklyn’in Williamsburg bölgesinde bulunan bu kişiler, kadın ve erkeklerin topluluğun kültürel ve dini değerlerine uygun giyinip giyinmediğini denetliyor. Kurallar yalnızca sözlü uyarılarla sınırlı değil.
Sokaklara asılan tabelalarda da insanların nasıl giyinmesi gerektiği belirtiliyor. Bazı tabelalarda topluluğa modern kıyafetlerin getirilmemesi ve daha edepli giyinilmesi yönünde uyarılar yer alıyor.
Bu uyarıların İngilizce ve İspanyolca olarak da hazırlanması dikkat çekiyor. Bunun nedeninin mahalleden geçen yabancıların da kurallardan haberdar edilmek istenmesi olduğu aktarılıyor.Şort, kolsuz kıyafet veya topluluğun uygun görmediği başka kıyafetlerle dolaşılması da hoş karşılanmıyor.
OYUNCAKLAR BİLE DİNİ VE TOPLUMSAL KURALLARA GÖRE SEÇİLİYOR
Topluluğun çocuk yetiştirme anlayışı oyuncaklara kadar uzanıyor. Dükkânlarda Barbie gibi oyuncakların bulunmadığı, açık görüntüler içermeyen ve topluluğun yaşam biçimini yansıtan oyuncakların tercih edildiği anlatıldı.
Bazı oyuncaklarda çok çocuklu aile modeli öne çıkarılırken, çocukların ileride üstlenecekleri toplumsal rollere hazırlanmasını amaçlayan figürler de bulunuyor.
Örneğin bir oyuncakta çocuk, “Şabos babası” rolünü üstleniyor. Babası gibi giyiniyor, şarap için dua ediyor ve oyun sırasında evin babası rolünü üstleniyor.
Kadın ve erkek rollerini yansıtan, muhafazakâr kıyafetli oyuncaklar da bulunuyor. Çenet’e göre bu oyuncaklar, çocukları daha küçük yaşta topluluğun aile ve toplum anlayışına hazırlayan bir araç niteliğinde.
"İRAN’DAN KAÇIŞ" GİBİ KİTAPLAR VE DİKKAT ÇEKEN LEGO SETİ
Oyuncak dükkânında yalnızca oyuncaklar değil, topluluğun dünya görüşünü yansıtan kitaplar da dikkat çekti. Çenet, “İran’dan Kaçış” ve “Saddam Oyun Bitti” gibi kitaplar gördüklerini aktardı. Ancak en dikkat çekici ürünlerden biri, topluluğun yeniden inşa edilmesini istediği kutsal mabedin Lego seti oldu.
Röportajda bu mabedin kurulması planlanan yerde bugün Mescid-i Aksa’nın bulunduğu ve söz konusu mabedin yeniden kurulabilmesi için Mescid-i Aksa’nın ortadan kaldırılması gerektiğine dair topluluk içindeki görüşten söz edildi. Çenet, bunun ciddi bir çelişki oluşturduğunu vurguladı.
DIŞ DÜNYAYLA BAĞLANTI KURMANIN YOLU: HAHAM HATLARI
İnternet ve sosyal medya kullanmayan bu topluluğun bilgiye nasıl ulaştığı da belgeselde ele alındı. Çenet’in aktardığına göre bazı özel telefon hatları bulunuyor. İnsanlar, SMS dahi gönderemeyen eski tip telefonlarla bu hatları arıyor.
Telefonun diğer ucunda bir haham bulunabiliyor. Arayan kişi dini öğretileri dinleyebiliyor veya haham yalnızca dinleyici konumunda bulunabiliyor.
Çenet bunu, topluluğun kendi “baloncuğundan” dış dünyaya çıkabildiği en sınırlı kanallardan biri olarak tanımladı.
POLİS YERİNE ÖNCE HAHAMA GİDİYORLAR
Topluluğun kendi içinde oluşturduğu düzen yalnızca dini eğitimle sınırlı değil. Röportajda, herhangi bir olay yaşandığında doğrudan polise gitmek yerine önce hahamla görüşülmesi gerektiği yönünde bir kuraldan söz edildi. Topluluğun ayrıca Beddin adı verilen dini mahkemeleri bulunuyor.
Bu mahkemelerde alınan kararların Amerikan yasaları çerçevesinde uygulanabildiği belirtiliyor. Topluluk üyeleri kendi aralarındaki problemleri önce kendi dini sistemleri içerisinde çözmeye çalışıyor.
TOPLULUKTAN AYRILMANIN BEDELİ AĞIR OLABİLİR
Belgeseldeki en çarpıcı başlıklardan biri ise topluluktan ayrılmak isteyenlerin karşılaşabileceği sonuçlar. Çenet’in aktardığına göre bir kişi topluluğu veya inancını terk etmek istediğinde kimliğini kaybetme korkusu yaşayabiliyor. Topluluk içinde kurallara aykırı davranmanın sonucunda kişinin topluluk tarafından dışlanabileceği ve sahip olduğu birçok şeyi kaybedebileceği belirtiliyor. Özellikle çocuk sahibi kadınlar açısından durumun daha da ağır olduğu aktarılıyor.
Çenet, 10 veya 15 çocuğu bulunan bir kadının topluluktan ayrılmak istemesi halinde çocuklarını kaybetme korkusuyla karşı karşıya kalabileceğini söyledi. Röportajda bunun yanı sıra kişinin topluluk içindeki statüsünü ve sahip olduğu şeyleri de kaybedebileceği ifade edildi.
Şeffaf Gazete