“İstanbul içi acil iki genç lazım.”
Bu cümle, bir iş ilanı gibi yazılmış. Ancak sözü edilen işin karşılığı alın teri değil; şiddet, silah ve suç.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yeni nesil suç örgütlerine yönelik yürütülen soruşturmada, sosyal medya üzerinden temin edilen kişilerin mesajlaşma grupları aracılığıyla suç eylemlerine yönlendirildiğine ilişkin tespitler üzerine İstanbul merkezli 30 ilde operasyon düzenlendi. Operasyon, 34’ü çocuk olmak üzere 100 şüpheliye yönelikti; 31’i çocuk, toplam 87 şüpheli gözaltına alındı.
Bu rakamlar bize yalnızca bir operasyonun bilançosunu göstermiyor. Suç örgütlerinin çocuklara kadar uzanan insan kaynağını da tartışmaya açıyor.
Sayı sıradan yanına “çocuk” eklenince bilanço vahim.
Artık suç örgütleri için sosyal medya, yalnızca propaganda alanı değil; aynı zamanda yeni eleman arama zemini hâline gelebiliyor.
Hızlı para, pahalı otomobiller, marka kıyafetler, gece hayatı ve gösterişli bir yaşam.
Ekranda sunulan bu dünyanın arkasında çoğu zaman şiddet, korku, bağımlılık ve ölüm var. Çocuklara ve gençlere güçlü olmanın yolu olarak suç gösteriliyor; tehlike ise “kolay iş”, “kısa görev” veya “cesaret” sözleriyle örtülüyor.
Örgütler bir yandan gençleri kolay kazanç ve güç vaadiyle kendilerine çekiyor, diğer yandan yaş küçüklüğünün sağlayacağı hukuki sonuçları kendi çıkarları için kullanmaya çalışıyor.
Tetiği çeken yakalansa bile asıl soru ortada duruyor: Emri kim verdi? Parayı kim gönderdi? Silahı çocuğun eline kim koydu?
Çocukları suça sürükleyen yetişkinler bulunmalı ve hesap vermeli. Ancak ağır şiddet suçlarına bilerek katılanların sorumluluğu da görmezden gelinmemeli.
Çünkü tetiği çekenin yaşı, ölenin acısını azaltmıyor.Yetişkinler gibi suç işliyorlarsa, yetişkinler gibi yargılanmalılar.
ÜMİT ERKAN DEMİRCAN